SAHİH-İ MÜSLİM

Bablar Konular Numaralar

AHMED DAVUDOĞLU

256 - 257 NOLU HADİSİNLERİN ŞERHİ:

 

Hadis-i şerifin son cümlesi hakkında Nevevi şöyle diyor : *Bu söz akla gelen zahiri ma'nasına gelmez. Çünkü; Şirk hiç şüphesiz yalancı şahidlikden daha büyüktür. Katil de öyledir. Şu halde onu te'vil etmek gerekir. Te'vili hususunda da üç vecih vardır :

 

1- Hadis küfre hamledilir. Yani bunu kâfir yapar. Çünkü kâfir hem yalan yere şahidîik eder; hem de böyle bir şehâdetle amel eder.

2- Bu söz yalan yere şahidîik etmeyi helal i'tikad eden hakkındadır. Zira bu i'tikadda bulunan bir kimse kâfir olur.

3- Hadisden murad yukarıda görüldüğü vecihle yalan yere şahidîik etmek en büyük günahlardan biridir demektir.» Mamafih.

 

Nevevi, hadisi hakiki küfürle te'vil etmeyi zaif btümakda ve : «Bu hadis hukuk babında yalancı şahidlikten rnen'etmek için vârid olmuştur.» demektir.

 

Ulema-i Kiram büyük günahların muayyen bir adedle mahsur olarak ifâde edilmeyeceğini söylemişlerdir. İbni—Abbas (Radiyallahu anh) hazretlerine: Büyük günahlar yedi midir? diye soruldukda: «Onlar yetmişe dahâ yakındır.» bir rivayette :«Yedi yüze daha yakındır.» dediği rivâyet olunur.

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Büyük günahlar yedidir.»   buyurmuşsa da bundan maksad: «Şu yedi şey büyük günahlardandır.» demektir. Bu sıyga umum ifade etse de tahsis olunmuştur. Sonra bir rivâyetde büyük günahların yedi; diğer rivayette üç, bazısında dört gösterilmesi bunlar hem büyük günahların en çirkinlerinden oldukları hemde çuk vuku buldukları içindir. Bu husus câhiliyet devrinde büyük günahlar çok irtikab olunurdu.

 

Bir hadisde büyük günahların yalnız bir kısmı anlatılmak istenildiği için bunda zikredilenler ötekinde zikredilmemiştir. Bundan dolayıdır ki; ana ve babaya söğmek, koğuculuk etmek, bevilden temizlenmemek, yemin-i gârnus ve saire hep büyük günah oldukları halde ayrı ayrı hadislerde beyan olunmuşlardır.

 

Büyük günahın ta'rifine ve küçük günahdan ayrılmasına gelince : İbni Abbâs (Radiyallahu anh) : «Allahın yasak ettiği her şey büyük günahtır.» demiştir. Şafiilerin Fıkıh ve Usul-i Fıkıh imamlarından Ebu İshâk el-Esferâinîn kavli de budur. Bunların delili : Allah'ın azamet ve celâline nisbetle her muhalefetin büyük günah sayılmasıdır.

 

Cumhur-u ulemaya göre ise; günahlar büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılırlar. Bu kavil Hz. îbni Abbas 'dan da rivayet olunur. Günahların büyük ve küçük kısımlarına ayrıldığına kitab ve sünnetten bir çok deliller bulunduğu gibi ümmetin selef ve halefi onları hep bu taksime tâbi tutmuşlardır. İmam Gazali «el-Basit fi'1-Mezheb» adlı eserinde: «Küçük günah ile büyük günah arasındaki farkı inkâr etmek fıkha yaraşmaz...» demiştir. Gazali'nin kavli-başkalarından da nakledilmiştir Evet, Allah’ın celâline nisbetle ona muhalefette bulunmak cidden çirkin bir şey ise de; muhalefetlerin bazısı bazısından büyük olur. Bu i'tibarla onlar:

 

1 - Beş vakit namaz, ramazan orucu, hacc, umre, abdest, arife günü veya âşura orucu ile sahih hadislerin beyan ettiği sair hayırlı amellere keffaret olabileceği günahlar;

 

2- Mezkur ibâdet ve tâatın keffaret olamadığı günahlar nâmiyle iki kısma ayrılırlar, işte şeriat namaz ve emsalinin keffaret olduğu günahlara  küçük günahlar;  bunların  keffaret olamadıklarına büyük günahlar adını vermiştir. Bu suretle günahların büyük ve küçük diye taksim sabit  oldukdan  sonra; ulema bunların zabtı hususunda dahi bir hayli ihtilâf etmişlerdir. İbni Abbas (Radiyallahu anh)'ın; «Allahın cehennem, gazab, lâ'net veya azab gibi bir şeyle encama erdirdiği her günah büyüktür» dediği rivayet olunur. Hasan-ı Basri'den de bu na yakın bir söz naklederler. Başkaları: Hangi günah için Allah cehennemle tehdit eder veya dünyada haddi şer-i tatbik ettirirse; o günah büyüktür.» demişlerdir. İmam  Gazali'ye göre ise: insan hangi gümhı bir korku ve pişmanlık sakıncası hissetmeden, onu küçümseyerek irtikab edenler gibi hatta âdet hâline getirip de bu tahkir ve küçümsemeyi de hissetmeyenler gibi yaparsa o günah büyüktür. Ağızdan kaçtığın ve takva murakabesinin gevşekliğine hamledilen ve pişmanlıktan hâli kalmayan günahlar ise küçük günahdır. Bunlar kişinin adaletine ma'ni' değillerdir.

 

Ebu Amr İbni's-Salâh büyük günahı şöyle ta'rif eder büyük ismi verilebilecek şekilde büyük olan ve mutlak surette büyükle vasıflanan her günah büyüktür.» Ona göre büyük günahın bir takım ibareleri vardır. Bunlar: hadd-i şer-i icâbetmek, cehennem azabiyle tehdit olunmak, failine fasik denilmek, lâ'net olunmak gibi şeylerdir.

 

Bu hususda İzzü-d'Din İbni Abdisselam dahi el-Kavaid» nam eserinde şunları söylemiştir: «Büyük günah ile küçük günah arasındaki farkı öğrenmek istersen küçük günahın mefsedetini nass sabit olan büyük günahların mefsedetiyle bir ölç! eğer büyük günahın mefsedetinin azından noksan gelirse o günah küçük günahlardandır. Müsavi veya daha fazla olursa büyüktür. Meselâ: Bir kimse Allah Teâlâ'ya veya Resulü Zişanı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söğer yahud Nebileri tahkir eder; onlardan birine ... derse, yahud Ka'be'ye pislik bulaştırır veya mushafı helaya atar-bütün bunlar — büyük günah oldukları şeriat tarafından tasrih edilese bile yine— en büyük günahlardandırlar. Keza zina etmek için bir kimseye bir kadını tutmak yahud öldürsün diye bir müslümanı tutmak şüphesiz ki; yetim malı yemekden daha büyük bir mefsedettir. Halbuki yetim malını yemek büyük günahlardandır. Müslümanların gizlendiği yeri kâfirlere söylerse onları kılıçdan geçireceklerini kadınları ile çocukrını esir, mallarını yağma edeceklerini bildiği halde yine onların gizlenği yeri küffara haber vermek de Öyledir. Zira; o kimseyi bu mefsedete nîsbet etmek onun Özürsüz harpten kaçmasından daha büyüktür. Halkı harpden kaçmak büyük günahdır...-»

 

Müfessirlerden Ebu'l-Hasen el-Vâki di ile diğer bazı uleema: «Sahih olan kavle göre büyük günahların ta'rif ve tahdidi belli değildir. Yalnız şeriat günahların bir kısmını büyük, bir kısmını da küçük olmakla vasıflandırmış; bir çok nevi'lerini hiç tavsif etmemiştir. Bunların içinde büyük ve küçük olanları vardır. Mezkur günahları beyan etmenekdeki hikmet, kulun büyük günahtır korkusu ile bütün günahlardan sakınmasını te'mindir.» demişlerdir ki; onlarca bu hâl, kadir gecesi, cuma gününün icabet saati, geceleyin icabet saati, ism-i a'zam ve saire gibi Allah'ın kullarından gizlediği şeylere benzer.

 

Ulemâ hazerâtı, küçük günahı işlemeye ısrarla devam etmenin onu büyük günaha çevireceğini söylerler. Hz. Ömer'le İbni Abbâs ve diğer bazı ashab-ı kiram (Radıyallahu Anhüm) «İstiğfarla büyük günah, ısrarla da küçük günah kalmaz» demişlerdir. Bu sözün ma'nası: istiğfarla büyük günah affedilir; fakat işlenirse küçük günah büyük günah olur; demekdir.

 

Acaba ısrarın hududu nedir? Bu hususda Ebu Muhammed Izzüddin İbni Abdisselâm şunları söylemiştir: «Israr: dinine ehemmiyet vermediğini gösterecek şekilde küçük günahı tekrar etmekdir. Muhtelif nevi'lerden küçük günahlar bir araya gelir de mecmu'u, büyük günahların en küçüğünün verdiği kanaati husule getirirse hüküm yine böyledir.*

 

ibni Salâh'a göre ise; küçük günaha ısrar:'o günahı işlemeye devam etmek ve büyük denilecek şekilde onu devam üzere işlemek azminde bulunmaktır. Bunun için zaman ve sayı tahdidi yoktur.